BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ
Tıp Fakültesi

 

Tıp Fakültesi Mezuniyet ve Yemin Töreni Konuşması' ndan

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı 
Prof. Dr. Faik Sarıalioğlu

Tıp Fakültesi Mezuniyet ve Yemin Töreni Konuşması' ndan 
20 Haziran 2005
 

Sevgili Hocam, Sayın Dekanım (Bir önceki Dekan merhum Prof. Dr. Nevzat Bilgin’e hitaben)
Öğrenciniz olmaktan her zaman gurur duydum. Şu anda bu fakültenin dekanı olarak karmaşık duygular içerisineyim. Üzgünüm siz yoksunuz. Mutluyum Başkent’liyim. Gururluyum; on bir yıl gibi kısa bir sürede Türkiye’nin en iyi Tıp Fakültelerinden biri haline getirdiğiniz bir Fakültenin dekanıyım. Rahat uyuyunuz, emanetinize sahip çıkacak, teslim aldığımız bayrağı en yükseğe çıkarmak  var gücümle çalışacağım, söz veriyorum.

Sayın Mütevelli Heyet Başkanım,
Sayın Rektörüm, Sayın Dekanlar, Sayın Yüksekokul ve Enstitü Müdürleri
Sayın Öğretim Üyeleri, Sayın Veliler, Sevgili Öğrenciler,

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi 2004-2005 Öğretim Yılı Mezuniyet ve Yemin Töreni’ne hoş geldiniz. Vefanın en önemli erdem olduğuna her zaman inandım. Bu nedenle de ilk sözlerimi bir süre önce yitirdiğimiz, Fakültemizin dokuz yıl dekanlığını yapan Prof. Dr. Nevzat Bilgin hocama sundum.

Başkent’e tam 48 gün önce geldim. Bu süre içinde Fakültemizin Ankara İli içindeki birimleri yanında İzmir’i Zile’yi, Adana’yı, Konya’yı Alanya’yı, gördüm. Anladım ki; Başkent Tıp Fakültesi ülke sathına yaygın sekiz hastanesi on dört diyaliz merkezi ile Dünya’da eşi olmayan bir Fakülte görünümümdedir.

Fakülteler, söz konusu olduğunda, eğitim, araştırma ve hizmet büyüklüğü değerlendiren üç temel ölçektir. 2004 yılı rakamları ile  Hastanelerimiz polikliniklerinde 1119432 hasta görülmüş, 72846 hasta yatırılmış, 40422  hasta ameliyat edilmiştir. Bu rakamlar Türk üniversite hastaneleri arasındaki en büyük rakamlardır.

Yükseköğretim Kurumunun yaptığı çalışmalara göre 2003 ve 2004 yıllarında öğretim üyesi başına düşen uluslar arası yayın sayısı ölçeğinde Fakültemiz tıp fakültesi olan üniversiteler arasında açık ara birinci durumundadır.

Eğitime gelince; tıp eğitiminin kalitesini değerlendiren ideal ölçek olmamakla birlikte şu anda ülkemizdeki tek objektif ölçek Tıpta Uzmanlık Sınavıdır. ÖSYM’den bildirilen kesin bir sonuç elimizde olmamakla birlikte 2003-2004 mezunlarımızın Nisan 2005 Tıpta Uzmanlık Sınavında aldıkları sonuç Türkiye 6.ncılığı ve 7.nciliği olacaktır.  Süre ve koşullar göz önüne alındığında bu sonuç bugüne kadar ülkemizdeki hiçbir tıp fakültesinin ulaşamadığı bir sonuçtur.

Türk tıp eğitimi 1960’larda Sayın Doğramacı ile büyük bir değişim geçirdi. Çoğumuz öğrencileri ilhamlarını ondan alan  Başkentliler olarak  Sayın Doğramacının 1960’lı yıllarda Türk Tıbbını değiştiren  misyonuna talibiz ve değişen dünyada – moleküler tıbbın çağa damgasını vuracağı bu çağda – 2000’li yılların vizyonuna sahibiz.  Türkiye’de hekim açığı yoktur, kaliteli hekime ihtiyaç vardır. İddialıyız, önümüzdeki 10 yılda dünyanın en iyi fakülteleri arasına gireceğiz. Zor ve imkansız diyenlerinizi duyar gibiyim. Etrafınıza bakınız, geçmişte yaptıklanlar gelecekte yapacakların göstergesidir. Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın öncülüğünde bu Fakülte zor ve olanaksız görülen işler başarılmıştır, bunu da başaracaktır.

Sayın Öğretim Üyeleri Sayın Anne-Babalar
Her ikinize aynı başlık altında hitap etmeyi uygun buldum. Siz ebeveynler çocuklarınızın en az on sekiz yıl süren eğitim maratonunda onlara her türlü desteği verdiniz. Çocuklarınız bizim öğrencimiz olduktan sonra aynı zamanda bizin çocuklarımız olmuşlardır. Öğretim üyeleri olarak onların iyi birer hekim olmalarını sağlamak için her türlü gayreti, özveriyi gösterdik. Sayın öğretim üyeleri, sayın veliler çocuklarınız bugün bu fakülteden mezun olarak güveninizi, emeklerinizi boşa çıkarmamışlardır. Eserlerinizle övünebilirsiniz.

Sevgili Öğrenciler,
Kısa bir süre sonra size sevgili meslektaşlarım deme mutluluğuna ulaşacağım. Altı yıl önce bu Fakülteye başladığınız günleri hatırlayınız. Üniversitenin sağladığı dev gelişmenin en iyi tanığı sizlersiniz. Başkent’li olmakla her zaman övününüz ve bu fakültenin gelişimini yakından izleyiniz. Başkent’li olmanın bir de sorumluluğu olacaktır; çok çalışacaksınız.  Başarının onda dokuzunun çalışmak olduğunu bilerek, Başkent’te aldığınız çalışma disiplinini hiç yitirmeyerek çalışırsanız, mutlaka başarılı olacaksınız. Sayın Rektörümüzün çok beğendiğim bir özdeyişi vardır. “Hiçbir zaman makamlar ve unvanlar için çalışmayınız. Siz sadece çalışınız. Siz çalıştıkça makamlar ve unvanlar sizi takip edeceklerdir.

Hekimliğin bir meslek değil bir yaşam şekli olduğunu asla unutmayınız. Güle güle demiyorum; meslektaşlarımız olarak aramıza hoş geldiniz diyorum.

Hepinize saygılar sunar, iyi günler dilerim.

Prof. Dr. Faik Sarıalioğlu